Escrow Sözleşmesi

Escrow sözleşmesi olarak bilinen hukuki terim ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri topraklarında ortaya çıkmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısında California’da yaşanan bolluk döneminde Amerikan hukuk sisteminde var olmaya başlayan Escrow Sözleşmesi temel anlamda taraflar arasındaki güvensizlik durumunu ortadan kaldırmayı amaçlar.

Taraflar arasında imzalanan bir sözleşmenin birincil amacı, iki tarafın da yükümlülüklerini yerine getirmesidir. Sözleşme bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda iki tarafın da haklarını korumayı amaçlar. Sözleşmelerde taraflardan biri, herhangi bir işi sözleşmedeki koşullar ile gerçekleştirmeyi taahhüt eder. Diğer taraf ise gerçekleştirilen işin herhangi bir şekilde karşılığını öder. Bu ikili ilişkinin her iki yanı da kendi içinde riskler barındırır. Sözleşme de bu aşamada devreye girer.

Escrow Sözleşmesi Nedir?

Escrow Türkiye içinde sıkça karşılaşılan bir hukuki terim olmadığı için Escrow sözleşmesi nedir sorusu da zihinleri bulandırabilir. Escrow’u açıklarken bu yüzden ilk olarak yararlı olduğu alandan bahsetmek gerekir. Sözleşmeden doğan borç ve pay devri gibi işlemlerde taraflar arasında güvenilir bir 3. kişinin olması, sürecin daha hızlı ve güvenli işlemesine yardımcı olur.

Ayrıca okuyabilirsiniz: Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi

İşin gerçekleşmesine dair anlaşılan aşamalar sona erdikçe, kararlaştırılan dönemlerde ödemelerin düzenli yapılabilmesi için Escrow sözleşmesi düzenlenir. Bu sözleşmede iki tarafın da altına imza attığı, bağımsız bir 3. kişi belirlenir. Belirlenen bu 3. kişinin hesabına aktarılan varlıklar, belirlenen zamanlarda alıcıya teslim edilir. Kısaca, Escrow sözleşmesinde belirlenen 3. kişi anlaşma sonunda her iki tarafa da zarar gelmemesi için belirli bir süre varlıkları korumakla yükümlüdür.

Escrow Sözleşmesinin Türk Hukukundaki Yeri

Amerikan Hukukunda sıkça kullanılan Escrow Sözleşmesi’nin tam olarak karşılığı Türk Hukuk sisteminde yer almamaktadır. Borçlar Hukuku’nda da yer aldığı haliyle, Türkiye’de taraflar sözleşme özgürlüğü gereği -belirli şartlar altında olmak kaydıyla- dilediği şekilde sözleşme imzalayabilmektedir. Fakat Türkiye’de de Escrow’a benzer şekilde “bağımsız 3. kişi” olarak sözleşmelerde taraf olunan bazı haller bulunmaktadır. Bunların bazıları Borçlar Kanunu’nda detaylı olarak ele alınmıştır. Escrow Sözleşmesi ile birçok konuda benzeşen Yedieminlik kavramı bunlardan biridir.

Escrow Sözleşmesi’ndeki “saklama” yükümlülüğü Türkiye’deki benzerlerinde daha farklı şekilde uygulanmaktadır. “Vedia akdi” olarak bilinen hallerde, varlıkları saklayan kişi talep halinde bu varlıkları teslim etmektedir. Escrow Sözleşmesi’nde ise böyle bir durum bulunmamaktadır. Yediemin olarak bilinen sözleşme türünde ise sözleşmenin tarafları arasında durumun çekişmeli ya da belirsiz olması gerekmektedir. Vedia akdinde olduğu gibi burada da Escrow Sözleşmesi yediemin durumundan hukuki olarak ayrışır. 

İnşaat, satış gibi sözleşmelerin sık yapıldığı alanlarda bu sözleşme birçok sorunun çözümünde rol oynayabilir. Fakat genel olarak kıta Avrupası hukuk sisteminin geçerli olduğu Türkiye’de şimdilik bu anlamda bir uygulama bulunmamaktadır. İnşaat, satış, vekalet gibi sözleşmelerde bağımsız bir 3. kişiye ihtiyacınız olması durumunda bizimle iletişime geçebilirsiniz.