Sosyal Medyada Kişisel Hakların Korunması
İnsanlar arasındaki etkileşimin tarihte görülmemiş bir biçimde artması, iletişimin gelişmesi anlamında olumlu sonuçlar doğurdu. Bilginin üretimi ve paylaşılması giderek kolaylaşırken bilgiye ulaşma aşamasında harcanan zaman saniyeler ile ölçülür hale geldi. Fakat sosyal medya yalnızca bilgi akışının kolaylaşması ve toplumsal ağın genişlemesi gibi olumlu sonuçlar ile anılmıyor. İnsanların bu kadar geniş kitleler halinde bir araya gelebildiği bu ortamlarda çeşitli problemlerin oluşumu da kaçınılmaz oluyor. Kişisel hakların korunması konusu da bu problemler arasında ilk sıralarda yer alıyor.
Kişiler arası etkileşimin olduğu her toplumsal alanda, kişilik haklarının ihlali de bir şekilde söz konusu olur. Tek yönlü bilgi paylaşımın karşılıklı paylaşıma evrildiği bu dönemde ağın parçası olan insan sayısı giderek arttı. Tüm dünyada Facebook, Twitter, YouTube, Instagram gibi sosyal mecralar milyarlar ile anılan üyeler kazanmaya başladı. Özellikle son 20 yılda oluşan inanılmaz büyüme, bu alanda hukuksal kavramların da aynı hızla gelişmesini sağladı.

Kişisel Hakların Korunması Konusu
Kişisel hakların korunması konusu sosyal medya ve internetten önce de var olan bir kavramdı. Sosyal medya ise bu konudaki suçlu ve mağdurların sayısında bir artışa neden oldu. Bunun sonucunda kişisel haklar konusu daha fazla kişiyi ilgilendirmeye başladı. Fakat buna rağmen kişisel haklara dair bilgi sahibi olanların sayısı çok fazla değil. Örneğin burada geçen “kişi” kavramının yalnızca insanlara atıf yapmadığı gibi temel bilgiler henüz toplumun çoğu tarafından bilinmemekte.
Kişisel hakların korunması hususunda bilinmesi gerekenlerin başında kişi ve kişilik hakları kavramları gelir. Bahsi geçen kişiler, gerçek ve tüzel kişilerden oluşur. Yani insanların yanı sıra yine insanların oluşturduğu kurumlar, tüzel kişilik olarak adlandırılır. Kişilik hakkı da bu kişiliklerin ortaya çıkması ile oluşur. Bu durum gerçek kişilerde doğum, tüzel kişilerde ise kuruluşun tamamlanması esnasında ortaya çıkar. Kişisel hakların sona ermesi de aynı şekilde kişiliğin sona ermesi ile ilintilidir.

Sosyal Medya Hukuku
Sosyal medya mecralarının kullanıcılara sunmuş olduğu özgürlük genel kanının aksine bir kuralsızlık durumu oluşturmaz. Ceza hukuku kapsamında ele alınan ve fiziksel temas gerektirmeyen neredeyse tüm suç tipleri sosyal medya mecralarında gerçekleşebilir. Örneğin Türk Ceza Kanunu’nun Şerefe Karşı Suçlar’dan bahseden 125. maddesinde hakaretin alenen işlenmesinden söz edilir. Sosyal medyada edilen hakaretler bu kapsamda ele alındığı için cezanın artmasına da neden olmaktadır. Aynı şekilde 105 ve 106. maddelerde işlenen cinsel taciz ve tehdit suçları da bu kapsamda ele alınmaktadır. 105. maddede ele alınan taciz konusu fiziksel bir teması gerekli görmez. Bu da taciz suçunu sosyal medyanın kapsamına sokar.
Madde 132’de ele alınan haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasında iletişime dair kayıtların izinsiz yayılmasını yasaklar. 134. maddede bahsedilen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu da sosyal medya ve bilişim hukuku alanında en sık karşılaşılan suçlar arasında yer alır. Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme ya da ele geçirme gibi suçlar da dijital ayak izinin giderek arttığı bir dönemde kişisel hakların korunması konusunda büyük önem arz eder.
Kişisel verilerin korunması kanunu sosyal medya çağında giderek önemli hale geliyor. Bilişim hukukuna dair tüm alanlarda olduğu gibi kişisel verilerin ve hakların korunması hususlarında hukuki danışmanlık almak gerçek ya da tüzel kişileri sosyal medya çağının sorunlarından koruyor. Siz de bu konuda Marhan Hukuk’un deneyimli avukatları ile iletişime geçebilirsiniz.
https://marhanlegal.com/tr/iletisim/